KUR'ANIN ANASI,TAHKİM (Hüküm) ÂYETLERİ.Âl-i İmran Suresi 7.Ayet:

BESMELE

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

14 Kasım 2023 Salı

OYLAR Kime? -şiir



OYLAR Kime? -şii

Siyasiler nutuk attılar,inan ki.
Siyasetçiye,ben inanmadım ki.
Geldiler,gittiler,hep aynı sanki.
Çok konuştular inanmadım ki.

Meclise gitmeden,yol yaptılar.
Peş peşe fabrikalar kurdular.
Çok insanı hayalen işe aldılar.
Çok konuştular,inanmadım ki.

Fabrikayı sattı,işe yaramaz dedi.
Sattığı fabrikayı iki,günde yedi.
Yabancılar alsın,bana ne? ,dedi.
Bunlara ben hiç innamadım ki.

Vatanı satmışlar yabancılara.
Para gelecekmiş şimdi onlara.
Düşündüm ne desem bunlara.
Çok anlattılar,inanmadım ki.

Kimi PKK,kimi Türban dedi.
Kimi çay içti,kebap yedi.
Kimi vatan sattı,satın aldı.
Vekillere,inanmadım ki.

Çocuklar öpüldü,şeker alındı.
Şenlik vardı,uçanlar balondu.
Fakir köylüde orada bulundu.
Mazot yalanına,inanmadım ki.

Kömür dağılmış,alamadım ki.
Kart alamadım,aylar oldu sanki.
Düşündüm,dilenciyim,inan ki.
Vekillere hiç inanmadım ki.

Oy vercağım,zengin olsun.
Gelir,bize nutuk atar,sağolsun.
Vermeye alıştık,al senin olsun.
Geri dönecağına,inanmadım ki.

Türk askeri parasızdır,fakire.
Vekilin çocuğu,gitmez askere.
Ölüm mukadder,vuran,kefere.
Avrupa dediler,inanmadım ki.

Zam geldi,bir şey alamadım.
Eve gittim,gizli gizli ağladım.
Yine kaçak bir sigara yaktım.
Zam yokmuş,inanmadım ki.

Mahsul tarlada,satamadım ki.
Buğday,ekmek alamadım ki.
Tüpgaz artmış,uçurum san ki.
Zam yokmuş,inanmadım ki.

Emekli ekmek bulamaz.
Et pahalı,kimse alamaz.
Nutuk atın kimse inanmaz.
Sana ben,inanmadım ki.

Sen konuş oyları çürütecağım.
Ben artık,sokakta dolaşacağım.
Böyle giderse,oy vermiyecağım.
Oy alacaklara inanmadım ki.

Vekil,iki yılda olur,olur emekli.
On kat maaş alır orası besbelli.
Şimdi soyanlara,ne demeli? .
Hep nutuk attılar,innamadım ki.

Gelen gideni aratır,derler.
Vekiller adil,ahkam keserler.
Oyu almadımı bana küserler.
Nutuk atanlara,inanmadım ki.

Vekiller hata yapmazmış.
Dokunmazlık zırhı varmış.
Halkın çoğu müslümanmış.
Sen nutuk at,inanmadım ki.

Başı örtülü,gezmek,yasak.
Büyük suç,namaz kılmak.
Kur’an bunları çarpacak.
Sen nutuk at,inanmadım ki.

Türban’a yasak diyen vekiller,
Seçim zamanı,Rozet Taktılar.
Çarşaf suç değildir,dediler.
Yalancı Vekillere İnanmadımki.

Yetim malı yiyenlere.
Şarap içip gezenlere.
Garip,Fakirleri ezenlere.
Lanet olsun,inanmadımki.

Para yoksa,borç alırlar.
Ben öderim,onlar yerler.
Enkaz almıştık,derler.
Desinler,inanmadım ki.

Hain Yahudiyle dostluk olur.
Hıristiyanlar bize amir olur.
Hans başkan,yardımcı olur.
Özgürlüğüme inanmadım ki.

Hıristiyan,Yahudi değilim ben.
Vatanın asıl sahibi müslüman.
PKK dediğin? ,varmıdır bilen? .
Vekillere hiç inanmadım ki.

Dilenmek için geçtik sıraya.
Alışmışız,varlık içinde yokluğa.
Hayır dedik Avrupaya,papaya.
Yalancı vekillere inanmadım ki.

Bütün vekiller aynı değil,ancak.
Mecliste vicdan yerine,parmak.
Söz sahibi olur,ne konuşsak.
O parmaklara inanmadım ki.

Mehmet Selim Polat
Kayıt Tarihi : 6.3.2009 19:49:00
     https://www.antoloji.com/oylar-kime-siir-siiri/?siralama=p

11 Kasım 2023 Cumartesi

KURTULUŞ


 KURTULUŞ İSLAM DİNİNDE.  

"(İyi bilinmelidir ki) Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur.
ve onlar üzülecek de değildirler. 
Onlar,iman edip (gerektiği gibi Allah'tan) sakınanlardır.
Onlara dünya hayatında da,
Ahiret hayatında da müjdeler vardır.
Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. 
İşte bu en büyük kurtuluştur. "
(Yunus Suresi: 62,63,64)

 لا اله إلا الله محمد رسول الل

Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki?:
Ben cennetimi ve gülistanımı yüreğimde taşıyorum.
Nereye gitsem sürekli benimle birliktedir; 
Benden bir an olsun ayrılmaz.

1-Benim hapsedilmem Halvettir,
2-Öldürülmem,Şehadettir.
3-Sürgün edilmem ise,Seyahattir.
( Seyyid Kutup-İbni Teymiyye )

21 Ekim 2023 Cumartesi

NASREDDİN HOCA VE FİL


 ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZDIR.
ANLAMAYANA BİR FİL AZDIR.
ERDOĞAN,BU ZAMLAR AZDIR.
BİRAZ DAHA ZAM YAP. !!
,Timur’un gönderdiği filin herşeyi yiyip tüketmesi üzerine ahalinin “Söyle de bu fili geri alsın” ricasında bulunmasına
“Beraber gidersek olur” cevabı veren Nasreddin Hocaya önce “evet” deyip ona refakat sözü vermesi ve birlikte yola çıkmaları, ama yaklaştıkça birer birer dökülmeleri ve Timur’un önüne vardığında arkasında kimsenin kalmadığını gören Hocanın hikayesi malûm.

Ne istediğini soran Timur’a “Ahali filden çok memnun, ama yalnız başına kaldığı için sıkılıyor, yanına bir eş lâzım” cevabı verdiği de.
Görülmemiş boyutlardaki aşırı pahalılık ve zamlardan bunalan halkın yüzde 52’sinin seçimde oylarını yine Erdoğan’a vermesinden sonra, daha seçim gecesi market fiyatlarında başlayan zamların dalga dalga yayılarak devam etmesi, bu fıkrayı hatıra getiriyor.
Seçim öncesindeki süreçte yana yakıla “Böyle pahalılık görmedik, perişan olduk, mahvolduk” diye yakınanlardan yine AKP’ye ve Erdoğan’a oy verenler oldu mu bilmiyoruz.
Eğer olduysa Nasreddin Hoca fıkrasındaki manidar mesaj tam da onlara denk geliyor.
Demek feryatlarının rağmına zamlardan memnun imişler ki, oylarıyla iktidara destek vermeye devam ettiler. Ve bunun karşılığını seçim sonrası başlayıp, arkasının daha da artarak gelmesi beklenen zamlarla alıyorlar.
“Hayırlı mübarek” olsun!!!
Bu arada Erdoğan’a ve AKP’ye oy verenler içinde, iktidarın verdiği sosyal yardımlarla hayatlarını devam ettirenlerin hatırı sayılır bir yer tuttuğu biliniyor. Bu sosyal yardım bağımlılığı hem bir “minnet” duygusu, hem de “İktidar değişikliği olur da yardım kesilirse ne yaparız?” kaygısı doğuruyor. Böylece düşündürücü ve daha ötesinde herkesi utandırması gereken bir “oy deposu” vakıası ortaya çıkıyor.

BU ZAMLAR AZDIR.BİRAZ DAHA ZAM YAPIN.!!
Ama bu eziklikle iktidara OY yağdıran yardıma muhtaç insanlar, yine aynı iktidarın insafsız zam bombardımanı altında eziliyorlar.
Ve burada da bir kısır döngü yaşanıyor.
Bu sonuç, ülke kaynaklarını ve millî geliri yandaşlarına peşkeş çekerken, milyonları sefalet şartlarında yardıma muhtaç hale getirerek kendisine bağımlı kılan AKP’nin eseri.
Çare, üretim ve istihdam odaklı, fırsat eşitliği ve âdil gelir dağılımı ilkelerinin hakkaniyetle uygulandığı bir sistem ve Millet İttifakı bunu vaad etti. Ama maalesef anlaşılamadı.

15 Ekim 2023 Pazar

RÜŞVET HARAMDIR

RÜŞVET VE KARAR.

(BAKARA suresi 188. ayet)
وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَاْكُلُوا فَرٖيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
***

ŞAHİTLİK VE ADALET

ŞAHİTLİK.MAHKEMELİK OLDUM.ŞAHİT VAR OLDUĞU HALDE.ŞAHİTLİĞİ KABUL ETMEDİ.BENDE SELAMI VE MUHABBETİ KESTİM.

*****
ŞAHİTLİK
(NİSA suresi 135. ayet)
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقٖيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa,Allah için ŞAHİTLİK yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.(Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır.(Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın.Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah,yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
*
(MÂİDE suresi 8. ayet)
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, ADALET ile ŞAHİTLİK eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
*
(TEVBE suresi 107. ayet)
وَالَّذٖينَ اتَّخَذُوا مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرٖيقًا بَيْنَ الْمُؤْمِنٖينَ وَاِرْصَادًا لِمَنْ حَارَبَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ مِنْ قَبْلُ وَلَيَحْلِفُنَّ اِنْ اَرَدْنَا اِلَّا الْحُسْنٰى وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.
*
(YÛSUF suresi 26. ayet)
قَالَ هِىَ رَاوَدَتْنٖى عَنْ نَفْسٖى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَا اِنْ كَانَ قَمٖيصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِبٖينَ
Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir ŞAHİT de şöyle ŞAHİTLİK etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
*
(YÂSÎN suresi 65. ayet)
اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا اَيْدٖيهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına ŞAHİTLİK eder.
*
(MÜ'MİN suresi 51. ayet)
اِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْاَشْهَادُ
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin ŞAHİTLİK edecekleri günde yardım ederiz.
*
(FUSSİLET suresi 20. ayet)
حَتّٰى اِذَا مَا جَاؤُهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine ŞAHİTLİK ederler.
*
(FUSSİLET suresi 21. ayet)
وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدْتُمْ عَلَيْنَا قَالُوا اَنْطَقَنَا اللّٰهُ الَّذٖى اَنْطَقَ كُلَّ شَیْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Onlar derilerine, “Niçin aleyhimize ŞAHİTLİK ettiniz?” derler. Derileri de der ki; “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O’na döndürülüyorsunuz.”
*
(FUSSİLET suresi 22. ayet)
وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ اَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَا اَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلٰـكِنْ ظَنَنْتُمْ اَنَّ اللّٰهَ لَا يَعْلَمُ كَثٖيرًا مِمَّا تَعْمَلُونَ
“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize ŞAHİTLİK etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
*
(MEÂRİC suresi 33. ayet)
وَالَّذٖينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَائِمُونَ
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

12 Ekim 2023 Perşembe

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR MÜŞRİKTİR


 SAPIK YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR.MÜŞRİKTİR.

(TEVBE suresi 30. ayet)

وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَسٖيحُ ابْنُ اللّٰهِ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ يُضَاهِؤُنَ قَوْلَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ
Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar! / (TEVBE suresi 31. ayet)

اِتَّخَذُوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا اُمِرُوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اِلٰـهًا وَاحِدًا لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

https://alemiislam.blogspot.com/2022/02/yahudi-ve-hiristiyanlar-dost-olmayin.html

29 Eylül 2023 Cuma

ÇAM BALI ÜRETİMİ

    TEFEKKÜR ETMEZMİSİN?.ZEHRLİ OLAN BİR ARI.TATLI,ŞİFALI BAL ÜRETİYOR.BU BİR OLAN ALLAHIN ARIYA VAHYETMESİ DEĞİL Mİ?.TEFEKKÜR İBADETTİR.

    *****

    Aslında Böcek Dışkısı Yiyormuşuz: Çiçeği Bile Olmayan Çam Ağacından Nasıl Bal Üretiliyor?

Sofralarımıza gelen ve lezzetiyle bizi büyüleyen çam balının nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü? Arılar, çiçeği bile olmayan çam ağacından nasıl bal üretiyorlar hiç merak ettiniz mi? Hadi gelin şimdi bu ilginç bal yapımına yakından bakalım.

Arıların nasıl bal ürettiğini az çok biliyoruz.Dünya üzerindeki en özel canlılardan biri olan arılar, ağaç ve bitkilerin çiçeklerindeki özü alarak bunu bala dönüştürürler. Özellikle arılar tarafından doğal bir yolla üretilen bu ballar son derece değerlidir. Peki madem arılar çiçeklerden öz alıp bal üretiyorsa üzerinde çiçeği bulunmayan çam ağacından bal nasıl üretiliyor.

Yaprakları ince ve uzun bir şekilde olan çam ağaçları, üzerinde çiçek barındırmazlar. Bu açıdan baktığımızda arıların bu ağaçlardan nasıl öz aldığını merak edebilirsiniz. Her ne kadar ismi çam balı olsa da ve gerçekten çamlarda bulunan bir özle oluşsa da aslında konunun sadece çam ağacıyla ilgisi yok. Hadi gelin şimdi çam balının nasıl üretildiğini anlatalım.

Çam balı, son derece nadir bulunan bir bal. Çünkü sadece Türkiye ve Yunanistan'da sınırlı bir şekilde üretilebiliyor. Bu bal, bir çiçeğin poleni ya da bir ağacın meyvesinden üretilmiyor. Bunun yerine Akdeniz ikliminde bulunan kızılçam ağacının gövdesinde yaşayan bir böceğin dışkısı arılar tarafından toplanarak bal elde edilmiş oluyor. 

Çam pamuklu böceği veya milimetrik boyutlarda olduğu için çam pamuklu biti olarak adlandırılan bu böcek türü halk arasında ise basra böceği olarak bilinir. Basra böceğinin binlercesi topluluklar halinde kızılçam, karaçam ya da Halep çamında yaşar. Milimetrik boyutlarda olan bu böcekler çamın özsuyunu emerek beslenir. Aldıkları özsuyundan artan miktarı ise tatlı bir hammade olarak dışkılarlar. Özellikle temmuz ve ekim ayları arasında salgılanan bu dışkılar, arılar tarafından bir hayli sevilir. 

Böceğin çam ağaçlarının üzerine bıraktığı dışkılar arılar tarafından afiyetle toplanır ve kovanlara götürülüp kusularak bala dönüştürülür. 

Özetlemek gerekirse böceğin şekerli dışkısı arılar tarafından toplanıp kusularak bala dönüştürülmüş oluyor.

Evet konuyu anlattık ama biraz daha detayına inmek gerekiyor. Basra böcekleri, kızılçam ağaçlarının toprak seviyesi bölgelerinde yumurtlarlar ve doğan yavrular yavaş yavaş ağaca tırmanmaya başlar. Bu tırmanma işlemi sırasında ağacın özsuyunu emerler ve fazlalık özsuyunu dışkı yoluyla atarlar. Bu süreçte çam ağaçlarının üzerinde tıpkı pamuk gibi beyaz tomarlar oluşturan basra böcekleri, yaz aylarında çam ağaçlarının üzerine yapışmış beyaz ve renksiz bir salgı oluşturur. Bir nevi böceklerin dışkısı olan salgı, ağaç gövdesinden ince bir ip şeklinde sarkabilir. 

Basra böceklerinin bu hamlesinden sonra devreye arılar giriyor. Çam ormanlarında dolaşan arılar, bu ağaçlardan sarkan çam özlü salgıyı toplarlar. Böcekler tarafından özenle dışkılanan bu salgılar arılar tarafından kovana taşınır ve işçi arılar tarafından peteklere özenli bir şekilde yerleştirilir. 

Bu süreçte arı, çam ağacının üzerinden aldığı basra böceği dışkısını kendi enzimleriyle işler ve suyunu çıkararak olgunlaşmasını sağlar. Bunun sonucunda da karşımıza sofralarımızdaki çam balı çıkmış olur.

Bu balın sadece Türkiye ve Yunanistan'da üretilmesinin sebebi çam türlerindeki hif ve sporlarla birlikte basra böceklerinin endemik olarak sadece bu ülkelerde görülmesidir. Bilim insanları bu böcekleri yurt dışına götürüp kendi ülkelerinde üretim yapmaya çalışmış olsalar da çeşitli sebeplerle çok başarılı olamadıkları görülüyor. 

Bugün sizlere çam balının arılar tarafından nasıl üretildiğini açıkladık. Ülkemize özgü bir bal türü olan çam balı, son derece karmaşık bir ekolojik sistemin sonucunda sofralarımıza geliyor. Peki sizler bu tarz içeriklerin daha fazla gelmesini ister misiniz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı unutmayın.

*

https://www.webtekno.com/cicegi-bile-olmayan-cam-agacindan-nasil-bal-uretiliyor-h122859.html


1 Eylül 2023 Cuma

HADİS İLMİ

HADİSLER.PEYGAMBER SÖZÜ.

HADİSLER,30 KISIM DIR. * Hadîs Âlimi (Muhaddis): Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse. Çok sayıda hadîs toplayıp, senet ve metinleriyle ezberleyen, râvilerin cerh ve ta'dîl (güvenilir olup olmadıkları) noktasından durumlarını bilen, bu ilimde ihtisas kazanıp kitaplar yazmış olan âlim. Muhaddis'in çoğulu muhaddisîn'dir. * Hadîs İmâmı: Yüzlerce,hatta binlerce, hadîs-i şerîfi, râvîleri (rivâyet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilen büyük hadis âlimi. Buna, hadîs müctehidi de denir. * 1-HADİS-i Mütevâtir: Bir çok Sahâbînin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtir hadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları müm kün değildir. --Hadîs-i mütevâtire muhakkak inanmak ve bildirilenleri yapmak lâzımdır. İNANMAYAN kâfir olur, îmânı GİDER. (İbn-i Âbidîn)
* 2-Hadîs-i Âmm: Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler. * 3-Hadîs-i Cibrîl: Peygamber efendimiz Eshâbı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrâil aleyhisselâmın insan sûretinde gelip; İslâm'ı, îmânı ve ihsânı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevabları bildiren hadîs-i şerîf. * 4-Hadîs-i Garîb: Yalnız bir kişinin bildirdiği sahîh hadîs. Yahut, aradaki râvîlerden (nakledenlerden) birine, bir hadîs âliminin muhâlefet ettiği hadîs. * 5-Hadîs-i Hâs: Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler. * 6-Hadîs-i Hasen: Bildirenler (râvîler) sâdık (doğru) ve emîn (güvenilir) olmakla beraber hâfızası, anlayışı sahîh hadîsleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kimselerin bildirdiği hadîs-i şerîfler. * 7-Hadîs-i Kavî: Resûlullah efendimizin, söyledikten sonra, peşinden bir âyet-i kerîme okuduğu hadîs-i şerîfler. * 8-Hadîs-i Kudsî: Mânâsı, Allahü teâlâ tarafından, kelimeleri ise, Resûl-i ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem tarafından olan hadîs-i şerîfler. Hadîs-i kudsîleri söylerken, Peygamber efendimizi bir nûr kaplardı ve bu, hâlinden belli olurdu. (Abdülhak Dehlevî) * 9-Hadîs-i Maktû': Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn'den rivâyet olunan hadîs-i şerîfler. Tâbiîn'den rivâyet edilen, bildirilen maktû' hadîslerin sonraki râvîleri (nakledenleri) Ehl-i sünnet âlimlerinden iseler, bunlar hakîkaten hadîs-i maktû'dur. Mevdû sanmamalıdır. (İbn-i Kudâme-Buhârî) * 10-Hadîs-i Mensûh: Peygamber efendimiz tarafından ilk zamanda söylenip, sonra değiştirilen hadîsler. * 11-Hadîs-i Merdûd: Mânâsı olmayan ve rivâyet şartlarını taşımayan söz. * 12-Hadîs-i Meşhûr: İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yâni bir kimsenin Resûl-i ekremden, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahî, başka kimselerin işittiği hadîs-i şerîfler. * 13-Hadîs-i Mevdû: Bir hadîs imâmının şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler. Bir müctehid (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlim), bir hadîsin sahîh (doğru) olması için, lüzûm gördüğü şartları taşımıyan bir hadîs için; "Benim mezhebimin usûlünün kâidelerine göre mevdûdur" der. Yoksa; "Resûlullah'ın sallallah ü aleyhi ve sellem sözü değildir" demez. (Dâvûd-ül-Karsî) * 14-Hadîs-i Mevkûf: Eshâb-ı kirâma kadar râvîleri (nakledenleri) hep bildirilip, sahâbî olan râvînin, Resûl-i ekremden işittim demeyip, böyle buyurmuş dediği hadîs-i şerîfler. * 15-Hadîs-i Mevsûl: Sahâbînin (Resûlullah efendimizin arkadaşları); "Resûlullah'tan işittim, böyle buyurdu" diyerek haber verdiği hadîs-i şerîfler. Bunda, Resûl-i ekreme kadar rivâyet edenlerin hiç birinde kesinti olmaz. * 16-Hadîs-i Muddarib: Kitab yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler. 17-Hadîs-i Muhkem: Te'vîle (yoruma, açıklamağa) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler. * 18-Hadîs-i Mu'allak: Baştan bir veya birkaç râvîsi (rivâyet edeni,nakledeni) veya hiçbir râvîsi belli olmayan hadîs-i şerîfler. * 19-Hadîs-i Munfasıl: Aradaki râvîlerden (nakledenlerden), birden ziyâdesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-i şerîfler. * 20-Hadîs-i Müfterâ: Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbiyle inanmayıp, sözleriyle inandık diyenlerin), zındıkların (kâfirlerin), müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri. Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz, dört halîfesinin ve ashâbının arkadaşlarının yolunda olan âlimler), müfterâ hadîsleri aramış, bulmuş ve ayırmışlardır. Din büyüklerinin kitablarında böyle sözlerden hiçbiri yoktur. * 21-Hadîs-i Mürsel: Sahâbe-i kirâmın ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den (Sahâbeyi görenlerden) birinin, doğruca Resûl-i ekrem buyurdu ki dediği hadîs-i şerîfler. * 22-Hadîs-i Müsned-i Münkatı': Sahâbîden başka bir veya birkaç râvîsi (nakledeni) bildirilmeyen hadîs-i şerîfler. * 23-Hadîs-i Müsned-i Muttasıl: Peygamber efendimize kadar râvîlerden (nakledenlerden) hiçbiri noksan olmayan hadîs-i şerîfler. * 24-Hadîs-i Müstefîz (Müstefîd): Söyleyenleri üçten çok olan hadîs-i şerîfler. * 25-Hadîs-i Müteşâbîh: Te'vîle (açıklamaya, yorumlamaya) muhtâç olan hadîs-i şerîfler. * 26-Hadîs-i Âhâd: Hep bir kimse tarafından rivâyet edilen, bildirilen, müsned-i muttasıl (Resûlullah efendimize varıncaya kadar, rivâyet edenlerden yâni nakledenlerden hiçbiri noksan olmayan) hadîs-i şerîfler. * 27-Hadîs-i Nâsih: Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, son zamanlarında söyleyip, önceki hükümleri değiştiren hadîs-i şerîfleri. * 28-Hadîs-i Sahîh: Âdil ve hadîs ilmini bilen kimselerden işitilen, müsned-i muttasıl (Resûl-i ekreme kadar, rivâyet edenlerin hepsi tam olup noksan bulunmayan), mütevâtir (bir çok sahâbînin rivâyet ettiği) ve meşhûr (önceleri bir kişi bildirmişken, sonraları şöhret bulan) hadîsler. * 29-Hadîs-i Şâz: Bir kimsenin, bir hadîs âliminden işittim dediği hadîs-i şerîfler. Hadîs-i şâzlar kabûl edilir, fakat sened (vesîka) olamazlar. Âlim denilen kimse meşhûr bir zât değilse, kabûl olunmazlar. * 30-Hadîs-i Zaîf: Sahîh ve hasen olmayan hadîs-i şerîfler. Zaîf hadîsi bildirenlerden birinin hâfızası, adâleti gevşek olur veya îtikâdında (inancında) şübhe bulunur. Zaîf hadîslere göre fazla ibâdet yapılır; fakat ictihâdda bunlara dayanılmaz.

19 Ağustos 2023 Cumartesi

SİYASİ AYAK İZİ

 SİYASİ AYAK İZİ

TIKLA,VEYA KOPYALA YAPIŞTIR.GERÇEK SİYASİ AYAK BURADA.  >>    https://fb.watch/mwohW1bsEe/

-------

hth/mwm3ypLFbD/tps://fb.watc

https://www.facebook.com/veliagbabaCHP/videos/587880882056986

*****

https://youtu.be/rjS_r-nwFCY?si=OxBh6ILUFFnL4lWg



https://youtu.be/rXTUyf5Ii0Q?si=bnzpHDMS2icxFBJq

*****

SİYASİ AYAK.İZİ

https://www.facebook.com/turkiyemin.polisleri/photos/a.125511837492950/409870662390398


hth/mwm3ypLFbD/tps://fb.watc
*****
FETO'NUN SİYASİ AYAĞI ERDOĞANMOŞ.
https://youtu.be/u2J8g_bQO-A?si=REKJKB2YLCYHpN1T





16 Ağustos 2023 Çarşamba

DOMUZ ETİ HARAMDIR

ÖLMÜŞ HAYVAN ETİ:

(BAKARA suresi 173. ayet) 

اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزٖيرِ وَمَا اُهِلَّ بِهٖ لِغَيْرِ اللّٰهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَا اِثْمَ عَلَيْهِ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ 

Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.